TODOSK DOĞA SPORLARI KULÜBÜ


Başkanın Mesajı

TODOSK, 
Bir avuç doğasever ve dağcılığa gönül verenlerin  1991 yılında kurduğu kulübümüz bu gün kocaman bir aile oldu. Her geçen gün daha da büyümeye devam ediyoruz.[Devam...]

Çarşak/Köşe Yazıları

Tarihin içinde doğa yürüyüşü 
2013 yılında  Kulübüm Todosk’un kamplı etkinliği olan Likya yolu yürüyüşüne katılmaya karar verdiğimde bu kadar keyif alacağımı [Devam...]

Basında Biz
Yerel Gazete
Reklam Alanı
Reklam Alanı
Hava Durumu
booked.net
TODOSK'un seyahat acentacılığı faaliyetleri kültür ve turizm bakanlığı 2480 belge no lu (A) grubu Kanal Turizm seyahat acentası tarafından yapılmaktadır.
Tarihin içinde doğa yürüyüşü

Tarihin içinde doğa yürüyüşü 
2013 yılında  Kulübüm Todosk’un kamplı etkinliği olan Likya yolu yürüyüşüne katılmaya karar verdiğimde bu kadar keyif alacağımı düşünmemiştim.  Daha sonra ki yıllarda ise Likya yolu, Aziz  Paul yolu ve Kaçkar rotasının yapımcısı;  Kültür Rotaları Derneğinin başkanı Kate Clow’la tanışacağımı ve Likya yolu ile ilgili sohbet edeceğimi hayal bile etmemiştim.
Kulübüm Todosk’un düzenlemiş olduğu kıyı ve tarihi rotalardan biri olan Likya yolu, kamplı kültürel etkinliği,  ilkbahar ve sonbahar aylarında, yılda iki kez olmak üzere yapılmaktadır. Likya yolunu Todosk’a kazandıran, sevdiren,  organizasyonun altına imza atan eski başkanlarımızdan ve hocamız Ahmet Şimşek’e teşekkür ediyorum.
Likya yolu Fethiye ile Antalya arası 509 km.’lik bir yol. Bu rota deniz kıyısından, köylerden,  şehir merkezlerinden, yaylalardan, taşlık, kayalık patikalardan inişi ve çıkışı fazla olan, zor ve  21 günde tamamlanabilen bir parkurdur.
Kulübümün Likya yolu etkinliğinin 5.si yapılıyordu. Kaş'tan Demre'ye 4 günlük bir etkinliğe ilk defa katılıyordum. Tarihi antik yol yürüyüşü Kaş'ta diğer illerden gelen doğa sporcuları ile buluşmamızla başladı.
İlk gün parkurumuz  Kaş ile üzüm iskelesi arasıydı.  Kaş'tan başlayan yürüyüşümüze kıyı boyunca Meis adasını seyrederek devam ediyorduk. Ada tüm ihtişamı ile karşımızda duruyor, elini uzatsan değecek gibi görünüyordu. Çok güzel bir manzaraydı. Kayalıkları geçerken bir sporcu fenalaşmış, ayaklarına kramplar girmişti. Görevlilerden bir arkadaşımla onu bekledik. Grup önde biz arkada ağır adımlarla dik çıkış yaparak ilerliyorduk.  
İlerleyen saatlerde yürümekte zorlananların sayısı arttıkça gruptan iyice kopmaya başladık. Kamp alanına varmamız da gecikti. İlk grupla bizim aramızda 1 saat fark vardı. Kamp alanına vardığımızda çadırlar kurulmuş, yemekler yenmiş, bazıları denize girmişti bile. Bize kalan yemek çok azdı.  Yemeği paylaşınca ekmek arası pilav yemekle yetinmek zorunda kaldım. Bu da bir ilkti. O kadar yorgundum ki çadırımı kurup  içine girdim. Konforlu yatağıma [mat]  uzandım. Sırt çantam gözüme takıldı,  küçücük bir odaya tüm eşyamla nasılda sığmışım…  işte hepsi bu kadar evini sırt çantanda taşıyorsun derken, uyuya kalmışım.
Sabah erkenden kalktım. Obadan obaya gitmek için hazırlanmaya başlamıştım.Evimi [çadırımı] soktum. Kamp eşyalarımı toplayıp kamyona verdim. Kamyondan eşyalarımız Kekova da tekneye aktarılacaktı. Çadır komşumla kahvaltımı yaptım. 2. gün yürüyüşüne erkenden başladık. Orman içinden direk patikaya girdik. Deniz kenarından yürüyorduk. İnanılmaz bir manzara vardı. Tarihin içinde 150 doğa sporcusu  ile yolculuk yapıyordum. Eskiden bu yolları kullanan insanları düşünüyordum. Katırlarla yük taşıyorlar, şehirler arası ticaret yapıyorlar hayatları ne kadar da zormuş  diyerek hayıflanarak yürüyüşüme devam ediyordum.
 
BU İSKELEDEN DENİZE DÖKÜLDÜK

Kamp alanına patikadan ilerlerken, kamp eşyaları da deniz yoluyla, tekne ile Sıçak/ Aperlai koyuna getirilecekti. Kamp alanına vardığımızda tekne çoktan gelmişti. Eşyalarımızı almaya başladık. Bulduğumuz yere çadırlarımızı kurup,  denize giriyorduk.  Kimileri ise grup olmuş  sohbet ediyordu.  Derme çatma olan iskeleden kamp eşyalarımızı kıyıya taşırken iskelenin çıkardığı seslerden "ben çöküyorum" dediğini hissediyorduk. Üzerinden geçerken  iskele  öne arkaya doğru  sallanıyordu. Sporculardan bir kısmı iskeleye oturmuş güneşlenip sohbet ediyorlardı.  İskele ise daha fazla dayanamayıp çıkardığı garip seslerle çökmeye başladı. Bağrışmalar derken iskele yıkıldı ve oturanlar denize döküldüler.
Şaşkınlığımız geçince kurtarma operasyonu başladı. Denize düşenleri tek tek sudan  çıkardılar. Ufak tefek yaralanmalar dışında bir sorun yoktu. Denize düşenler hallerine gülüyorlardı. Ha sonrasında niye telaşlandık ki hepimizde iyi yüzücüyüz deyip  dalga geçmeye başladılar. Teknede kalanlar ise kayıkla kıyıya çıkarılmışlardı. Kamp yerinde akşam yenen yemekten  sonra müzik eşliğinde herkes eğleniyordu. Yaşananlar ise çoktan gecenin karanlığında unutulmuş anılara karışmış mazide yerini almıştı.
Bu tip etkinliklerde yoruluyor, uykusuz kalıyor, kirleniyorsunuz ama modern yaşamdan kısa bir süreliğine arınıp, doğal yaşamayı öğreniyorsunuz.  Dört gün boyunca yürümüş, çeşitli illerden gelen birbirinden değerli,  her meslekten insanla  tanışmış yeni arkadaşlar edinmiştim. Likya uygarlığı,  "Işık Ülkesi" savaşlar sırasında yenilgiyi ve köleliği kabul etmeyen halkın, kendilerini kentin ortasında yaktıkları ateşlere atlayarak yanmaları ve bunun tekrarının olması ile kendilerini yok eden bir uygarlık.
Savaşlar  ve depremlerinde etkisi ile yok olan bu uygarlıktan günümüze  kalan Antik Kentlerden;  Xanthos (Ksantos),  Patara, Antiphellos,  Aperlai, Phellos, Simena, Olympos, Phaselis, vb. mutlaka görmelisiniz.



TODOSK Türkiye Dağcılık Federasyonu Üyesidir.

Copyright © 2018. Tüm Hakları Saklıdır